İstanbul · 15° · Şiddetli yağmur

  • Bugün Şiddetli yağmur 15° / 13°
  • Yarın Bulutlu 13° / 10°
  • Fri Bulutlu 12° / 8°
  • Sat Az bulutlu 11° / 8°
  • Sun Az bulutlu 11° / 7°

Hava verisi: MET Norway · Güncelleme 15:19

Eurovision’da Türkiye: 1975’ten Bugüne Bir Şarkı Yarışması Hikâyesi

1975'te son sırada başlayan Eurovision serüvenimiz, 2003'te Riga'da Sertab Erener'in zaferiyle zirveye çıktı. Katılımlar, başarılar ve 2012'den sonraki sessizlik.

Eurovision Şarkı Yarışması sahnesinde ışıklar altında performans sergileyen bir Türk sanatçı
Fotoğraf: Daniel Aragay from Vacarisses, Catalunya / Wikimedia Commons, CC BY 2.0

Her Mayıs’ta Avrupa’nın dört bir yanında milyonlarca izleyici aynı şarkı yarışmasına kilitlenir. Türkiye de uzun yıllar bu masada oturdu: ilk yıllarında çekingen, sonra iddialı, bir keresinde de birinci. Katılım hikâyesi inişli çıkışlı, kimi zaman politik nedenlerle kesintiye uğrayan, ama bir tanesi tüm kuşağın hafızasına kazınan bir anlatı. Bu yazıda yarışmadaki Türkiye’yi, doğrulanan sonuçlarla gözden geçiriyoruz.

1975: Temkinli bir giriş

Türkiye, Eurovision’a 1975’te katıldı. Temsilci Semiha Yankı’ydı ve şarkı “Seninle Bir Dakika” idi. Sonuç, bugünün ölçütleriyle hayal kırıklığıydı: 19. sıra ve yalnızca üç puan. Ama yeni bir yarışmaya ilk adımı atmış olmak bile TRT için bir deneyimdi.

1976’da yarışmadan uzak kaldıktan sonra Türkiye 1978’de Nilüfer ve Nazar ikilisinin “Sevince” şarkısıyla geri döndü ve 18. oldu. 1979’da ise Maria Rita Epik’in “Seviyorum” şarkısıyla katılması planlanmıştı, ancak Arap ülkelerinin tepkisi nedeniyle (Kudüs’ün statüsüyle ilişkili olarak) Türkiye yarışmadan çekildi. Böylece ilk yıllar hem müzik hem diplomasi açısından zorlu geçti.

1980’ler ve 1990’lar: Arayış yılları

1981’de Modern Folk Trio ve Ayşegül’ün “Dönme Dolap” şarkısı 18. oldu. 1987’de Seyyal Taner ve Grup Lokomotif’in “Şarkım Sevgi Üstüne” şarkısı sıfır puan alarak son sırada kaldı, ki bu Türkiye’nin yarışmadaki en sert sonuçlarından biri olarak kayda geçti. 1988’de MFÖ’nün “Sufi” şarkısı 15. sırada yer aldı ve 37 puan topladı.

Dönüm noktası 1997’de geldi: Şebnem Paker ve Grup Etnik’in “Dinle” şarkısı üçüncü oldu ve 121 puan topladı. Etnik ritimlerle pop’u buluşturan bu performans, Türkiye’nin yarışmada ilk kez gerçek bir madalya yakınına gelmesiydi. Ardından 1998’de Tarkan Tüzmen’in “Unutamazsın” şarkısı 14. oldu (25 puan), 1999’da Tuba Önal ve Grup Mistik’in “Dön Artık” şarkısı 16. sıraya yerleşti (21 puan). Yani üçüncülük bir sıçrama oldu, ama istikrarlı bir yükselişe dönüşmedi.

Bu yıllarda Türkiye’nin yaklaşımında bir ortak çizgi aramak zor. Kimi yıl geleneksel melodiler, kimi yıl modern pop denendi. Seçim yöntemi de değişti; bazen ulusal elemeler, bazen doğrudan atama kullanıldı. Bu istikrarsızlık, yarışmaya yönelik hazırlığın bir strateji olmaktan çok, her yıl yeniden kurulan bir çaba olduğunu düşündürüyor.

2003: Riga’da bir zafer

24 Mayıs 2003’te Letonya’nın başkenti Riga’daki Skonto Salonu’nda yapılan finalde Sertab Erener, “Everyway That I Can” şarkısıyla birinci oldu. Puanı 167’ydi ve ikincilikten yalnızca iki puan farkla öne geçmişti. Oylamada Rusya, Türkiye ve Belçika zirveyi birkaç kez el değiştirdi; Slovenya’nın puanıyla Türkiye öne geçti.

Şarkının bestesini Sertab Erener ve Demir Demirkan birlikte yazdı; sözler Demirkan’a ait. Düzenleme ve yapımcılık Ozan Çolakoğlu’ndu. Performansta Türk çalgı sazlarından esinlenen sentezlenmiş altyapı, dans figürleri ve Erener’in sahne duruşu öne çıktı. Erener, sahneye çıkan yarışmacılar arasında ayakta alkış alan tek isim olarak anıldı.

Bu başarının arkasında yalnızca sahne gösterisi yok; Sertab Erener’in kariyerini şekillendiren yapımcıları ve söz yazarları da var. Bu bağlamda, Sezen Aksu’nun söz yazarlığı mirası üzerine yazdığımız yazı, Erener’in ilk albümlerine ve onun müzikal gelişimine ışık tutuyor.

2004: İstanbul’da ev sahipliği

Kazanan ülke bir sonraki yılın yarışmasını düzenlediği için, 2004’te Eurovision İstanbul’da, Abdi İpekçi Arena’da yapıldı. TRT organizasyonu üstlendi, Sertab Erener 15 Mayıs 2004’teki finalde şarkısını bir medley içinde yeniden söyledi. O yıl Türkiye’yi Athena grubu “For Real” şarkısıyla temsil etti ve 195 puanla dördüncü oldu. Bir ülke için hem ev sahibi hem de üst sıralara oynayan bir yarışmacı olmak, ender yaşanan bir durumdur.

İstanbul’daki organizasyon, şehrin Avrupa kamuoyuna tanıtılması açısından da önemliydi. Yarışmanın bir hafta boyunca süren hazırlıkları, yabancı basının dikkatini Boğaz’a ve kente çekti. Bir şarkı yarışması bir şehrin vitrinine dönüşebiliyor; Eurovision’un asıl gücü de burada, müzik kadar sahneyi kuran şehrin hikâyesinde yatıyor.

2008–2012: Rock, elektronik ve son katılımlar

2008’de Mor ve Ötesi “Deli” şarkısıyla yedinci oldu (138 puan). Bir rock grubunun Eurovision’da bu kadar üst sıraya gelmesi, yarışmanın pop kalıbının dışına çıkılabileceğini gösterdi. 2010’da maNga, “We Could Be the Same” ile ikinci oldu ve 170 puan topladı. Bu, Türkiye’nin Sertab Erener’den sonraki en iyi sonucuydu. 2012’de Can Bonomo “Love Me Back” ile yedinci sırada yer aldı (112 puan).

  • 1975: Semiha Yankı — 19. (3 puan)
  • 1997: Şebnem Paker ve Grup Etnik — 3. (121 puan)
  • 2003: Sertab Erener — 1. (167 puan)
  • 2004: Athena — 4. (195 puan)
  • 2008: Mor ve Ötesi — 7. (138 puan)
  • 2010: maNga — 2. (170 puan)
  • 2012: Can Bonomo — 7. (112 puan)

2013’ten bu yana neden yokuz?

Aralık 2012’de TRT, 2013 yarışmasına katılmayacağını duyurdu. Gerekçe olarak yarışmaya jüri uygulamasının getirilmesi ve seyirci oylamasının etkisinin yüzde 50’ye indirilmesi gösterildi. Türkiye o tarihten bu yana yarışmaya dönmedi. Dolayısıyla son katılım 2012’de yapıldı.

Bu kararın ardında yalnızca teknik bir kural değişikliği mi, yoksa daha geniş bir tutum farkı mı yatıyor, bu konuda resmi açıklamanın ötesine geçmeden yorum yapmak doğru olmaz. Bilinen şu: kural değişikliği resmî gerekçe olarak açıklandı.

Jüri ve seyirci oyu meselesi

Eurovision’da sonuçlar uzun yıllar farklı karışımlarla belirlendi: kimi dönemlerde yalnızca jüriler, kimi dönemlerde yalnızca telefon oyları, daha sonra ikisinin birleşimi. TRT’nin itiraz ettiği düzenleme, jürinin yeniden devreye girmesi ve seyirci oyunun yarı yarıya sınırlanmasıydı. Yani tartışma, “kim kazanır” sorusundan çok “kim karar verir” sorusuna dayanıyordu.

Eurovision, Türk pop kültürüne ne bıraktı?

Yarışma, Türkiye’de pop müziğin dışa açılmasında bir kapı işlevi gördü. Etnik motifler, rock, elektronik ve geleneksel enstrümanlar, farklı yıllarda farklı biçimlerde denendi. Şebnem Paker’in “Dinle”si, Sertab Erener’in şarkısı ve maNga’nın performansı, yarışmanın Türk izleyicisi için ortak hafıza olmasına yol açtı. 2003 sonrası Eurovision, Türkiye’de ciddi bir televizyon olayına dönüştü.

Sonuç

1975’teki 19.’luktan 2003’teki birinciliğe, 2010’daki ikinciliğe ve 2012’den sonraki sessizliğe uzanan bu hikâye, bir ülkenin popüler kültürle ilişkisinin ne kadar dalgalı olabileceğini gösteriyor. Türkiye’nin yarışmaya yeniden katılıp katılmayacağı bilinmiyor; ama Riga’daki o gece, birçok kişinin televizyon karşısında kutladığı bir an olarak hâlâ güçlü bir yer tutuyor.

Kaynaklar ve Daha Fazla Bilgi

  • Turkey in the Eurovision Song Contest — Wikipedia (https://en.wikipedia.org/wiki/Turkey_in_the_Eurovision_Song_Contest)
  • Everyway That I Can — Wikipedia (https://en.wikipedia.org/wiki/Everyway_That_I_Can)

İlginizi çekebilecek yazılar

Önerilen okumalar